Boğaziçi’nde İmar Uygulamaları ve ‘’MIŞ’’ gibi Çözümler

Boğaziçi İmar Kanunu İstanbul Boğaziçi alanının kültürel, tarihi ve doğal güzelliklerini kamu yararı çerçevesinde korumak, geliştirmek ve yapılaşmayı sınırlayarak nüfus yoğunluğunu kontrol altında tutmak amacıyla gündeme gelmiş ve kanunlaşmıştır. Oysa bugün deprem riski altındaki Boğaziçi'nde yapılaşma insanları ve yapıları risk altında tutuyor.

 

Nedense bugünkü yazıma başlarken aklıma birden Sevim Şengül’ün seslendirdiği ‘’Burası Boğaziçi Canımızın İçi’’ sözleriyle başlayan bir şarkı geldi. Sonrasında düşündüm gerçekten Boğaziçi canımızın içi mi? Çünkü canımızın içi derken ona canımızın içi gibi değer vermek gerektiğini ama öyle olmadığını düşündüm birden…

Bugün ‘’Demoklesin Kılıcı Gibi’’ tepemizde dolaşan Boğaziçi İmar Kanunu İstanbul Boğaziçi alanının kültürel, tarihi ve doğal güzelliklerini kamu yararı çerçevesinde korumak, geliştirmek ve yapılaşmayı sınırlayarak nüfus yoğunluğunu kontrol altında tutmak amacıyla gündeme gelmiş ve kanunlaşmıştır.

Bundan yıllar öncesi  İstanbul Teknik Üniversitesi mimarlık fakültesi eski dekanı Prof. Ferhan Yürekli’nin söylediği “Bir işim olduğu zaman Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne gidiyorum görüyorum ki çalışan mimarların çoğu İTÜ’den eski öğrencim. Çaylar kahveler muhabbet derken ‘hocam hallederiz merak etmeyin’ diye beni bando mızıka uğurluyorlar ama işim gene hal olmuyor. Ben işin nasıl hal olduğunun farkındayım ama bugüne kadar öğrendiklerim ve değerlerim buna izin vermiyor…” demişti.

Siyasi parti ayırmaksızın söylüyorum durum tam da hocanın dediği gibi… Değerleri nedeniyle olması gerekenlere tenezzül etmeyenler veya imkanı olmayanların işleri Hz. Kanun engeline takılırken, işini bilenlerin işleri ise ‘’gereği yapıldığı için“ kamudaki muhatabının yapılacak işin taslak rölevisini görüp uygunluk verdikten sonra ’’Şikayet olursa tanımam, geri kalan şu kadar zamanda tamamla…” direktifiyle yapılıyor.

Bugün uğraş verip 1983 yılında çıkan 2960 sayılı Boğaziçi Imar Kanunu’nun güncel ihtiyaçları karşılar hale getirilmesini dillendirdiğinizde ise bazı çevrelerde “Bu yasa olmasaydı ne olacaktı Boğaziçi tümüyle yağmalanacaktı …” cevabıyla karşılaşıyorsunuz. Üzülerek belirtmeliyim ki bu cevap basma kalıp verilmiş bir cevap ama konuyu bilmeyen geniş kamuoyundan alkış topluyor.

Google’da ‘’1983 öncesi Boğaziçi yamaçları’’  yazarak yaptığım basit aramada karşıma çıkan Ruhi Köktürk imzalı bir köşe yazısından bir alıntıyı burada paylaşıyorum.

1992 yılında yapılan bir araştırmada; 1977 yılında %48 olan konut/yeşil alan oranının yeşil alan aleyhine olarak; 1983 yılında %45, 1988 yılında %77, 1991 yılında ise %89 olduğu görüldü. 1999 yılında Öngörünüm Bölgesi'nde 6609 adet parselde kaçak yapılaşma belirlendi. Bu kaçak yapılaşmaların yüzde 75'i ne yazık ki; yeşil alan, koruya katılacak alan, mezarlık, mesire, park, manzara terası, çayır, ağaçsız mesire, koru alanı, tarım alanı, orman alanı, özel yapılanma alanı, yapılanmaya kısıtlı alan ve sosyal donatı alanı üzerinde; geri kalan yüzde 25'i ise, konut alanı, spor alanı, vb diğer alanlar üzerinde yer alıyordu. Beykoz İlçesi'ndeki yeşil alan üzerindeki kaçak yapılaşma yüzde 18, koruya katılacak alanda ise yüzde 45'le en yüksek yağma oranını bulmuştu. Bu yağma/yıkım süreci artarak sürdü ve bugünlere kadar gelindi.

Buyurun efendim sayılar ortada ; Boğaziçi böyle korunuyor, buna koruma diyorsanız:(

OLASI İSTANBUL DEPREMİ

İstanbul otoriterlerinin çoğuna göre büyük bir deprem riski altında. Bu deprem ne zaman olur bilinmez ama gerçekleşirse büyük zayiatlar vereceği çok ortada.

İstanbul’da bir toplantıda konuşan BİTÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çolakoğlu, İstanbul'da 1999 depremi sonrası incelenen yaklaşık 56 bin konutun ve işyerinin yüzde 64'ünde korozyon tespit edildiğini söyledi. Çolakoğlu, su yalıtımı olmayan bir binanın 10 yılda taşıma kapasitesinin yüzde 66'sını kaybettiğini vurgulamış…

Boğaziçi’nde  var olan 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 2960 Sayılı Boğaziçi İmar Kanunu gibi iki temel kanun nedeniyle 1983’ten beri sözde çivi çakılmıyor. Söz sahibi siyasi irade sahiplerine ve kamu idarecilerine soruyorum ‘’Bir deprem olursa burada oluşacak can ve mal kaybının sorumlusu kim?’’ Bu yazı aynı zamanda bir suç duyurusudur bu insanlar hiçbir şey yapmayarak aslında suç işliyorlar, çünkü ihmal de bir suçtur.

Bu konuda muhataplar siyasi parti gözetmeksizin bir an önce ortak akılla çözüm aramalılar ve bu kanayan yaraya pansuman yapmalılar .

Bu durumları arz ederken kesinlikle Boğaziçinin talan edilmesini, bir ranta kurban edilmesini istediğimi düşünmeyin. Tam tersine gerektiği gibi koruma yapılmalı. Ancak Sultanbeyli’de, Gaziosmanpaşa’da, Bağcılar’da uygulanan imar yönetmeliği Boğaziçi’nde de olmamalı. Belirttiğim  ilçelerde satın alma gücü nedeniyle maliyetler önemli olduğu için tavan yüksekliği 2,60 olabilirken; Boğazda 3.5-4.0 metre olmalı veya, boğazda 2 kata izin verilirken sosyal konut yapacağınız yerde 10 kat olabilmeli, TAKS başka yerde % 25 iken, boğazda % 2-3 olmalı, gibi gibi örnekler çoğaltılabilir, dünya örneklerine müracat edilebilir. Ancak Boğaziçi bizim ulusal markamız kamusal çıkarlar gözetilerek, özel mülkiyet korunarak bu marka değerimizi en iyi şekilde yaşatmalıyız.

Geçtiğimiz günlerde bir yazısını okuduğum Mimar Dr. Sinan Genim’in paylaştığı doğruluğu nedeniyle eskimeyen binlerce yıldan günümüze ulaşan bir latince değişte de belirtildiği gibi; ‘’Bir kanunun mantığı bittiyse kanun da bitti demektir…’’ Konuyu bu şekilde değerlendirmeliyiz. Yıllar önce görüştüğüm bir akademisyen hukukçu dostum Prof. Ergun Özsunay ‘’Ulvi bey kanuni ve hukuki aynı gibi görülen sözcükler olsa da temelde çok farklı kavramlardır. Kamu vicdanında karşılığı olan hukukiliktir…’’ demişti.

Gün hareket etme günüdür, gün STK’ları, meslek örgütlerini harekete geçirip yasa yapma yetkisine sahip siyaset kurumunu uyarma, göreve davet etme günüdür. Hep birlikte aksiyon almalı ve bu vebalin/sorumluluğun altında hep beraber ezilmemeliyiz. Karşımızda iki yol var; ya çözüm bulacağız, ya da çözümsüzlükler içinde boğulacağız.

BOSFORCE EMLAK GELİŞTİRME ve PAZARLAMA Boğaziçi’nde İmar Uygulamaları ve ‘’MIŞ’’ gibi Çözümler BOSFORCE EMLAK GELİŞTİRME ve PAZARLAMA,Boğaziçi, İmar, Kanunu, İstanbul, Boğaziçi, alanının, kültürel, tarihi, ve, doğal, güzelliklerini, kamu, yararı, çerçevesinde, korumak, geliştirmek, ve, yapılaşmayı, sınırlayarak, nüfus, yoğunluğunu, kontrol, altında, tutmak, amacıyla, gündeme, gelmiş, ve, kanunlaşmıştır,Oysa, bugün, deprem, ri BOSFORCE EMLAK GELİŞTİRME ve PAZARLAMA Boğaziçi İmar Kanunu İstanbul Boğaziçi alanının kültürel, tarihi ve doğal güzelliklerini kamu yararı çerçevesinde korumak, geliştirmek ve yapılaşmayı sınırlayarak nüfus yoğunluğunu kontrol altında tutmak amacıyla gündeme gelmiş ve kanunlaşmıştır. Oysa bugün deprem ri